Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
HÜKÜMETİN GÜÇLÜ OLMASI LAZIM

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç Bartın’da basın mensuplarıyla bir araya gelerek 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak yeni anayasa değişikliğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Milletvekili Tunç koalisyon dönemlerinin bu ülkenin kayıp yılları olduğunu söylediği konuşmasında, “Hükümetin güçlü olması lazım, çift başlılığın olmaması lazım. Hükümeti güçlü hale getireceğiz. Hızlı karar alacak, icraat yapacak ve 5 yıl boyunca başladığı işleri seçime kadar bitirecek. Eğer iyi yaptıysa millet bir dönem daha seçecek. Üçüncü dönem yok.” Dedi.

Okunma: 3107

27.03.2017 18:10

yılmaz tunç, hüseyin manav, murat yıldırım, anayasa bartın, referandum bartın,

 

 

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç beraberinde İl Başkanı Hüseyin Manav ve İl Başkan Yardımcısı Murat Yıldırım’la birlikte basın mensuplarıyla bir araya geldi. Nife Cafe'de düzenlenen ve karşılıklı sohbet şeklinde gerçekleşen programda Milletvekili Tunç yeni anayasa hakkında bilgiler vererek basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

 

Manav: “Hayırcı cephe kaçak güreşmeye devam ediyor”

 

Programın açılış konuşmasını yapan AK Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav, “Sayın Milletvekilimizle birlikte basınımızla bir araya gelelim ve anayasa referandumu ile ilgili sorular nelerdir konuşalım istedik. Sayın Vekilimiz hakikaten anayasa değişikliğinin taslağından anayasa komisyonuna, oradan meclise ve halkın önüne gelmesine kadar her kademesinde bulunmuş, emek vermiş bir isim. Bizde Bartın’da bunun şansını yaşıyoruz. Bazı şeyleri işin ustasından öğrenmek ve dinlemek çok daha etkili oluyor. Milletini ve memleketini düşünenler anayasa değişliğine doğrudan yalansız sahip çıkarak, söyledikleri sözlere kendilerinin ve partilerinin imzasını atarken hayırcı cephe kaçak güreşmeye devam ediyor. Bir sürü yalanlar silsilesi ile kendi imzasını bile koymadan Batı da CHP, Doğu ve Güneydoğu’da PKK dağıttıkları metinleri, kimin olduğu belli olmayan metinleri hayırcı cephede herkes dağıtıyor. Onun için Sayın Vekilimizin vereceği bilgiler ve sizlerin soracağı sorulara verilecek yanıtlar önem taşıyor.” Dedi.

Tunç: “Diğer maddelerde uzlaşma olamadı”

 

16 Nisan’ın bir anayasa değişikliği referandumu olduğunu ve seçim sonucuna göre 18 maddeyle anayasanın 72 maddesinin değişmiş olacağını kaydeden Milletvekili Tunç, “82 anayasası bir darbe anayasasıdır. Darbecilerin yaptığı ve halka kabul ettirdiği ve halkın bir an önce demokratik siyasi hayata geçelim düşüncesiyle evet demek zorunda kaldığı bir darbe anayasasıyla bugüne kadar geldik. Bu süre içerisinde anayasamızın 170 küsur maddesinin yarıdan fazlası değişmişti. Şu değişen maddelerle beraber özellikle anayasamızın vesayetçi ruhu taşıyan, darbelere yol açan, hükümet krizlere yol açan, istikrarsızlığa yol açan, yargının bağımsızlığını etkileyen maddelerini değiştirmiş olacağız. Halkımızın huzuruna getirdiğimiz 18 maddelik paket özet olarak bunu içeriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde anayasamızın tümünün değişebileceği bir ortam keşke olabilseydi ama olmadı. Zaman zaman uzlaşma komisyonları oluşturuldu, partiler 60 maddede mutabık kalmışlardı ama geriye kalan diğer maddelerde uzlaşma olamadı. Bu paketle ilgili olarak AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi 18 madde konusunda uzlaşmaya vardılar. Bunun da gerekçeleri maddelerde zaten açık.” Dedi.

 

Çözümü şu anda anayasamızda yok

 

Mevcut anayasa sisteminde cumhurbaşkanlarının yürütme ve hükümetle ilgili çok büyük yetkileri olduğunu kaydeden Milletvekili Tunç, “Bakanlar kurulunu toplayabilir, bir il müdürünü bile cumhurbaşkanının imzası olmadan başbakan atayamaz. Yani Bartın’a bir tarım il müdürü atanacaksa başbakan istediği kişiyi atayamaz. Mutlaka cumhurbaşkanı, başbakan ve ilgili bakan imza olmak üzere üçünün imza atması lazım. Diğer taraftan halktan yetki almış halk tarafından seçilen bir başbakan var. Şu anda cumhurbaşkanı ve başbakanımız arasında uyumsuzluk olmadığı için işler yürüyor, sıkıntı yok. Dünya projelerini gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Ancak bir uyumsuzluk vuku bulduğunda da bunun çözümü şu anda anayasamızda yok.” Diye konuştu.

 

Darbe anayasası büyük yetkiler verdi

 

 Yürütmedeki çift başlılığın ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ederek konuşmasını sürdüren Milletvekili Tunç, “Cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığın birleştirilip, başbakanın yetkilerinin cumhurbaşkanına verilmesiyle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile hükümeti çift başlılıktan kurtarmamız gerekiyor. Geçmişte halk tarafından seçilmemiş cumhurbaşkanları bile başbakanlarla anlaşamadığını hepimiz gördük. Ahmet Necdet Sezer, Ecevit’e bir anayasa kitapçığı fırlattığında krizin nasıl patladığını, 2011 krizinin bardağı taşıran son damlası olarak görüldü. 20 tane banka batmıştı. Bu ülkenin 50 milyar doları heba olup gitmişti. Daha öncesinde de cumhurbaşkanları ile başbakanlar aynı partiden oldukları halde anlaşamadılar. Özal ile Mesut Yılmaz uzlaşamadılar, Demirel ile Tansu Çiller, Kenan Evren ile Özal anlaşamadılar. Yani hep cumhurbaşkanı ve başbakan krizleri bu ülkede oldu. Cumhurbaşkanına 12 Eylül darbe anayasası büyük yetkiler verdi. Çünkü Kenan Evren kendisi cumhurbaşkanı olacak ve il müdürüne kadar ben atayayım diye anayasa koydu. Başbakanın yapması gereken yetkilerin hepsini kendi görevleri arasında saydı. Şimdi o görevler yetkiler duruyor. Birde 2007’den itibaren meclise cumhurbaşkanı seçtirilmediği için halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanı var. Sembolik cumhurbaşkanları bile başbakana anayasa kitapları fırlatıyorsa gelecekte çözümü mümkün olmayan bir yönetim kriziyle bu ülkeyi baş başa bırakmamak lazım. Şimdiden önlemini almak lazım.” Dedi.

 

Koalisyon dönemleri kayıp yıllarıdır

 

Milletvekili Tunç yeni anaysa ile gelecek sistemin halka doğrudan doğruya hükümet kurma yetkisi veren bir sistem olduğunun altını çizip, “Halkın iradesinin yönetime doğrudan yansımasını sağlayan bir sistemdir. Parlamenter sistem ise halkın bir aracı vasıtası ile iradesinin yönetime yansıdığı sistemdir. Şimdi bu sistemde halk kimin başbakan olacağını çok kestirememektedir. Sandığa oyunu atar milletvekillerini seçer. Mecliste parçalı bir yapı oluştuğunda hükümet kurmakta zorlaşır. 7 Haziran’da böyle oldu. Hiçbir parti anlaşamadı ve yeniden seçime gidilmek zorunda kalındı. Parlamenter sistem hayatına baktığımız zaman bu hükümet 65’inci hükümet. Meclis 26’ıncı meclis. 26 dönem seçim yapılmış ve 65 tane hükümet çıkmış. Bir dönemde üç tane hükümet çıkmış. Yani bir buçuk yılda bir hükümetlerin değiştiği ortamda istikrardan bahsedilemez. İstikrarın olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma olmaz, yatırım olmaz, yeni fabrikalar kurulmaz. Kamu yatırımları yerinde sayar. Bartın’da yüzme havuzu temeli atıldı 20 yılda çürüdü. Kültür merkezinin temeli atılır daha sonra başka yere kayar. Bir hastane temeli atılır 14 yılda bitirilemez. Bunlar Bartın’da yaşandığı için söylüyorum. Tek başına iktidarlar döneminde ise kamu yatırımları hızlanmıştır. Menderes dönemi, Özal dönemi ve AK Parti dönemini çıkardığınız zaman koalisyon dönemleri bu ülkenin kayıp yıllarıdır. Yatırımların durduğu, ekonomik krizlerin çıktığı yıllar olarak tarihe geçmiştir. Siyasi krizler ekonomik krizleri, ekonomik krizler fakirliği, anarşiyi ve terörü doğurmuştur. Bunlarda vesayetçi anlayışı güçlendirmiştir. Siyasiler bir şey yapamıyor, milletin temsilcilerinden bir şey beklemeyin düşüncesi oluşturulup on yılda bir darbeler yapılmıştır. Hükümetin güçlü olması lazım, çift başlılığın olmaması lazım. Hükümeti güçlü hale getireceğiz. Hızlı karar alacak, icraat yapacak ve 5 yıl boyunca başladığı işleri seçime kadar bitirecek. Eğer iyi yaptıysa millet bir dönem daha seçecek. Üçüncü dönem yok. Padişahlık, krallık bunların hepsi sloganik şeyler. Sistemle alakası yok. Padişahlar seçimle mi geliyor? Hayır. Halk doğrudan cumhurbaşkanını seçecek ve o isim bakanlar kurulunu oluşturup yönetecek. Beş yıl sonra bir daha yetki vermek istiyorsak vereceğiz ama üçüncü kez yok. Güçlü olan hükümet meclis tarafından denetlenecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi denetim noktasında daha güçlü hale gelecek.” Şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Kararnameleri çarpıtılıyor

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin belediye seçimleriyle aynı mantıkta olduğuna da değinen Milletvekili Tunç, “Halk Belediye Başkanını ayrı Belediye Meclis Üyelerini ayrı seçiyor. Belediye Başkanını doğrudan halk seçiyor. Belediye Meclisi toplanıp seçimlerin ardından Başkanla ilgili güven oylaması yapıyor mu? Yapmıyor. Çünkü ayrı sandıklar. Halk sandıkta güvendiği ismi seçiyor. Burada da Cumhurbaşkanlığı Hükümetine halk sandıkta güvenip seçecek. Halkın güvendiği hükümet güçlü bir şekilde görev başında olacak. Cumhurbaşkanı şu anda Meclis tarafından soruşturulabilir mi? Hayır. Ancak yeni sistemde soruşturulabilecek. Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanları Meclis tarafından işledikleri suçlar nedeniyle soruşturma açılıp yüze divana gönderilebilecek. Yani Meclis hükümeti denetleyebilecek. Sadece Meclis de değil. Yargı da denetleyecek. Yeni sistemde yargı denetimi de olacak. Cumhurbaşkanı Kararnameleri hep çarpıtılıyor. Tek adamlık rejimi olacağı ve istediği kararnameyle istediğini yapabileceği söyleniyor. Cumhurbaşkanı Kararnamesi kanundan üstün değil. Kanun olan bir konuda kararname çıkartılamaz. ‘Meclisi istediği zaman feshedebilecek’ diyorlar. Cumhurbaşkanı Meclisi fesih ederse kendi görevine de son vermiş olacak. Bunu Cumhurbaşkanının gerçekleştirmesi için çok büyük bir kriz olması lazım. Mecbur kalınmış olması lazım. Böyle durumlar olabilir. Kriz durumlarında Cumhurbaşkanı kendi görevine son verme pahasına ‘seçime gidiyoruz’ diyecek. ‘Halk en doğru kararı verir’ diyerek, millete gidecek. Milletimiz de sandıkta kararını verecek. Bu yetki aynı şekilde meclise de veriliyor. Meclis de seçim yenilediğinde Cumhurbaşkanının görevi sona eriyor.” Dedi.

 

Teröristlerin de ‘hayır’ dediğini söylemek görevimiz

 

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Milletvekili Tunç, “Bizim ‘hayır’ diyenler teröristtir diye hiçbir açıklamamız olmadı. Böyle bir söylem de kesinlikle olamaz. Ne Cumhurbaşkanımızdan ne Başbakanımızdan ne de milletvekillerimizden böyle bir söylem çıkmadı. ‘Evet’ diyen de ‘hayır’ diyen de bizim vatandaşımızdır. Kararlarına saygı duyarız. Ancak teröristlerin, terör gruplarının açıklamalarına hepimiz şahit olduk. PKK’nın, FETÖ’nün, DHKPC’nin ve diğer terör örgütlerinin hepsinin de ‘hayır’ dediklerini söyledik. Vatandaşımıza ‘‘evet’ de verebilirsiniz ‘hayır’ da verebilirsiniz ancak bu ülkenin aleyhinde çalışan, bu ülkeye ihanet eden, bu ülkenin binlerce gencini şehit eden teröristlerin ‘hayır’ tarafında olduğunu unutmayın’ dediğimiz zaman bu ‘hayır’ diyecek olanlara terörist dendiği anlamına gelmez. Bakın aynı sonuca gidiyorsunuz siz ‘hayır’ diyorsunuz onlar da ‘hayır’ diyor. Gerekçeleriniz belki farklı olabilir. Biz burada neticede referandumla ilgili seçim meydanlarında çalışmalar yapıyoruz. Ama bu ülkenin aleyhinde çalışan teröristlerin ‘hayır’ demediğini söyleyebilecek kimse var mı? Yok. Bunu söylemek ‘hayır’ diyenlere terörist demek anlamında olmaz. Ancak teröristlerin de ‘hayır’ dediğini söylemek bizim görevimiz. Vatandaşımıza bunu hatırlatmak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kutuplaşmayı da sonlandıracak bir hükümet sistemi. Çünkü Cumhurbaşkanı yüzde 50’nin üzerinde oyla seçilecek. Yani artık yüzde 20’yle yüzde 15’le başbakan olmak yok bu ülkede. Yüzde 20’nin oyunu alıp da yüzde 80’i yönetmek diye bir şey yok.” Diye konuştu.

Etiketler: yılmaz tunç, hüseyin manav, murat yıldırım, anayasa bartın, referandum bartın,
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.

Facebook'da Bizi Takip Edin

0.07273
0.073032018-12-19 07:20:00