Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
MANAVDAN BAŞKANLIK VE SANTRAL YORUMU

VİDEO HABER...

Okunma: 5439

14.01.2017 16:52

hüseyin manav, ak parti, termik santral, başkanlık sistemi,

AK Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav, partisinin teşkilat mensupları ile birlikte Bartın’da görev yapan ulusal ve yerel basın mensuplarıyla bir araya geldi. Programda gazetecilerin sorularını yanıtlayan İl Başkanı Manav, Anayasa değişikliğinden termik santrale kadar birçok konu hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

Manav'dan Başkanlık Sistemi Yorumu

 

Manav'dan Termik Santral Yorumu

 

Bartın Öğretmenevi’nde düzenlenen programa AK Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav, İl Başkan Yardımcısı ve Siyasi Hukuki İşler Başkanı Muzaffer Yelkenci, İl Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Yusuf Ziya Aldatmaz, İl Başkan Yardımcısı ve Tanıtım Medya Başkanı Murat Yıldırım, İl Başkan Yardımcısı ve Halkla İlişkiler Başkanı Mustafa Zengin ile çok sayıda basın mensubu katıldı.

 

Gazetecilere kutlama

 

AK Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutlarken gazeteciliğin zor bir meslek olduğunu ifade edip, “Her türlü şartta ilimizin haber, siyaset, ekonomi, kültürel ve sosyal anlamda haber değeri taşıyan, topluma bilgi aktarma görevini üstlenen gazeteci arkadaşlarımızla birlikte bugün hep beraber bir araya gelelim istedik. Makamları mevkileri bir kenara bırakarak arkadaşça bir arada olalım, sizlerin gazeteciler gününü kutlayıp sohbet edelim istedik. Aslında senede bir gün değil senenin 365 günü toplantılar ve çeşitli vesilelerle birlikte oluyoruz. Tabi o durumlarda biz kendi işimizi siz kendi işinizi yapıyorsunuz. Bugün işleri bir kenara bırakalım diye düşündük. Gazetecilik mesleği gerçekten çok zor. Mesai saati gözetmeden, haberin hangi saatte olacağının belli olmadığı bir ortamda 24 saat esasına göre çalışan, sadece alana gidip haberi toplamakla işi bitmeyen, bu haberi derleyip toparladıktan sonra halka servis eden gönüllülük isteyen bir iş. Fotoğrafı, güzel sanatları, edebiyatı, Türkçeyi, dil bilgisini en iyi şekilde bilmeyi gerektiren bir meslek. Bu kadar zorluğuna rağmen sevilerek yapılan bir meslek diye düşünüyorum. Tekrar gazeteciler gününüzü kutluyorum. Allah sizlere yardım etsin. Bartın’da farklı siyasi görüşlere sahip gazeteci arkadaşlarımız olsa da toplumu bilinçlendirme anlamında tüm arkadaşlarımızın tarafsız, objektif çalıştıklarını görüyoruz. Tekrardan teşekkür ediyor gününüzü kutluyorum.” Dedi.

 

Ayağa düşürmenin anlamı yok

 

Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan AK Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav Anayasa değişikliği ve meclisteki gerginliklere ilişkin soruya, “Hükümet sistemini içeren anayasa değişikliği Salı günü itibariyle meclise geldi ve önceki gün istenmeyen olaylar yaşansa da her gün 3 madde şeklinde devam ediyor. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu aylar öncesinden ekranların karşısına çıkıp “Kan dökmeden bu anayasayı bu değişikliği” geçiremeyeceksiniz söylemiyle bunun işaretini vermişti. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, bunu meclisin kürsüsünden anlatırsınız. İşi kabadayılığa götürüp, sessiz sessiz arkadan yaklaşıp bir milletvekili arkadaşına yumruk atıp burnunu kıracak kadar bu işi ayağa düşürmenin anlamı yok. Dünya ülkeleri mecliste yaşananları izledikçe CHP’lilerin çok mu hoşlarını gidiyor? Bir kere bu hareketi kınıyoruz. Orası kavga yeri değil. Orası millet ve memleket için fikirlerin tartışılıp konuşulduğu bir yer. Bu meclisin ilk kurulduğu günlerde böyle kavgalar yapılmamış. Bu arkadaşlar siyasetçinin ötesine geçmiş ama millet onlara gereken cevabı verecektir.” Şeklinde yanıt verdi.

 

Kendini 2 dönemle bağlıyor

 

Anayasa değişikliği hakkındaki görüşlerini basın mensuplarıyla paylaşan Manav, “Anayasa değişikliği hakkında Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın ve yetkili kurullarla aklıselim insanların söylediği şey “Bu bir rejim değişikliği” değildir. Bu bir hükümet sistemi değişikliğidir. Rejimin adı 1923’te konulmuştur. Rejimimiz demokratik, laik, hukuk devleti ilkelerine dayalı Cumhuriyettir. Bu değişmez. Ancak hükümet sistemi parlamenter sistemi olur, başkanlık sistemi olur, partili Cumhurbaşkanı sistemi olur… Ülkenin ihtiyaçları neyi gerektiriyorsa ona göre düzenlersiniz. Bugün baktığımızda başkanlık sistemi hem Amerika’da hem Avrupa’da var. Cumhuriyetlerde demokratik rejimlerde başkanlık sistemi daha verimlidir. Kuvvetler ayrılığını daha net ortaya koyar ve güçlü bir hükümet elde edersiniz. Ülkemizin üzerinde oynanan oyunlar, yaşadığımız süreçler, içerde terör örgütlerinin tamamının tek merkezli hareket etmesi, dışarıda müttefik dost bildiğimiz ülkelerin nasıl kuyumuzu kazdığını gördüğümüz bir ortamda terörle mücadele edebilmek için güçlü bir hükümete ihtiyacımız var. Güçlü hükümette ancak bu başkanlık sistemi ile mümkün. Meclisinde gerçek görevine dönmesi, yasama görevini yürütmesi lazım. Bugün dünyanın başarılı gördüğümüz ülkelerinde denenmiş bir sistem. İçinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulmak içinde bizim acilen kavuşmamız gereken bir sistem. Şimdi diyorlar ki padişahlık yaratacak. Aslında mevcut sistemde Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakan olarak sonsuz defa seçilebilir. Partinin tüzüğünü değiştirip 3 dönem kuralını kaldırırsanız istediği kadar bu ülkenin Başbakanı olarak görevde kalabilir ama şu anda kendini 2 dönemle bağlıyor. Onda da seçilip seçilemeyeceği belli değil. Objektif bir pencereden baktığınızda Sayın Cumhurbaşkanımızın kendilerini ilelebet Cumhurbaşkanı olarak koymasına mı yönelik yoksa tersine kendisini kısıtlamasına mı yönelik. 2 dönem kuralı olduğu için kendisini kısıtlamasına yönelik. Onun için değerli arkadaşlar bir daha koalisyonların yaşanmaması, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde krizlerin yaşanmaması, terörle, faiz lobisiyle mücadele edilebilmesi için bu değişiklikler şart. Onun için biz Anayasa değişikliğini destekliyoruz ve onaylıyoruz. Bununla ilgili meclisten geçtikten sonra referandum sürecinde bunu insanımıza anlatacağız. Toplumun gözünde en temel dikkat çeken hususların bunlar olduğunu düşünüyoruz. Bunları da insanımızın gayet iyi anladığını düşünüyoruz. Bir kere vatandaşı, halkı hakir görmenin hiçbir sebebi yok. En uçta yaşayan insanımız bile ortaya koyduğu sağduyusu, öngörüsü ile daha net daha kolay algılayabiliyor. Kararı ne olursa olsun anayasa değişikliğini benimsemek olsun karşı çıkmak olsun halkın feraseti dört dörtlük bir noktaya gelmiş durumda. En son bunu 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar gösterdi.”Dedi.

 

Çalışma yapılamadı

 

Anayasa değişikliği konusunda toplumun farklı kesimleriyle ortak mutabakat yapılıp yapılmadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan İl Başkanı Manav, “Aylar öncesinden Kılıçdaroğlu’nun basının karşısına çıkıp ‘Kan dökmeden bu Anayasa değişikliğini geçiremezsiniz’ demesi bunların yaşanacağını net bir şekilde gösteriyordu.  Diğer taraftan değişik komisyonlarda değişik toplantılarda çalıştaylarda aslında bu belli oranda gündeme getirildi. Ancak biliyorsunuz mecliste bu uzlaşıyla çıksın diye bir çalışma başlatılmıştı. Ancak orda da yine CHP’li milletvekilleri o uzlaşı komisyonu dağıttıkları için bu konuyla ilgili çok fazla çalışma yapılamadı. Aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimi ve arkasından yaşananlar bu anayasa değişikliğinin ne kadar acil ve ehemmiyetli olduğunu gösterdi.” Diye konuştu.

 

CHP her şeye karşı

 

CHP’nin Anayasa maddelerinin oylandığı süreçteki karşı çıkışının temelinde ne olduğuna dair soruya ise, “Başkanlık sistemi sadece bugün AK Parti’nin ortaya attığı bir sistem değil. Geçmişte Necmettin Erbakan’ın, Alparslan Türkeş’in de attığı bir sistemdir. İkinci Kurtuluş Savaşının verildiği bir dönemde bile Başkanlık sistemine ihtiyaç olduğunu herkes daha yıllar öncesinden görmüş. CHP’nin niye karşı olduğunu ben hiç anlamıyorum. CHP her şeye karşı. Topyekun külliyen muhalefetler. Aslında CHP’nin zihniyeti millete karşı. Diyebiliyorlar ki “Çobanın oyu ile benim oyum bir mi?” Bir kardeşim, hatta eğer çoban bu milletin kendisi ise senin oyundan daha değerli bana sorarsan. Yıllar yılı Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanlığı yaptığı zaman partiyle bağı kopmamıştır. İsmet İnönü mesala, milli şef dönemi diye bir dönem yaşadık. Celal Bayar aynı şekilde. Ne zaman çok partili sisteme geçmişsek o zaman sistem biraz farklılaşmış. Yani çok partili sisteme geçmişiz, Andan Menderes’i on sene sonra asmışız. Bugün “Pardon” diyoruz. “Yanlış yapmışız” diyoruz. O dönemdeki 60 ihtilalini yaptıranlarda, Menderes’i astıranlarda CHP zihniyetidir. 80 ihtilalini yaptıranlarda yine bunlardır.” Diyerek cevap Verdi.

 

Filyos’a yapmak tartışılması gereken konu

 

 

Basın mensuplarının termik santral konusundaki sorularına da yanıt veren İl Başkanı Manav, “Termik santralle ilgili olarak ben bugüne kadar çıkıp hiçbir basın açıklaması yapmadım. Ankara’daki toplantıyı da basına ben sızdırmadım. Oradaki toplantıda buna karşı çıkan 2 isim vardı. Bunlardan biri milletvekillimiz Yılmaz Tunç diğeri de bendim. İkimizde karşı çıkma nedenleri farklıydı. Şuanda yapacağım açıklamalarda AK Parti İl Başkanı olarak görüşüm değil, Hüseyin Manav olarak şahsi görüşümdür. Ben termik santrale körü körüne karşı değilim. Enerjinin ülkeler arası savaşlara neden olduğu, terör olaylarına neden olduğu, dünya ticaretinin merkezinin enerji olduğu bir dünyada kimse ‘Biz yer altındaki enerji kaynaklarımızı değerlendirmeyelim’ diyemez. Ancak ben ne jeologum ne de mühendisim. Elimizden geldiğinde bu konuyu araştırıp okuyoruz. En azından bir madenci çocuğuyum. Madenin ya da madenciliğin ne olduğunu az çok biliyoruz. Bu noktadan bakılınca santrale karşı olmak mümkün değil. Ancak yapılacak santralin büyüklüğü, yeri, bunun etkileri, getirileri ve götürüleri değerlendirilip tartışılmalı. Halen de bu sözümün arkasındayım. Bunu Tarlaağzı’na yapmak yerine Filyos’a yapmak bana göre tartışılması gereken bir konu. Sadece ÇED raporu onaylandı diye santralin buraya yapılacağına dair bana göre halen daha bir şey yok. Biz aslında santral yapılmasın, yapılmasın mücadelesi yerine santral Filyos’a nasıl kaydırabilir bunun mücadelesini vermek zorundayız. Ben bu konuda halen daha üzerime ne düşüyorsa bunu yapıyorum.” Dedi.

 

1 gram ithal kömürün kullanılmaması lazım

 

Konuşmasının devamında santralle ilgili görüşlerini açıklamaya devam eden İl Başkanı Manav, “Buraya yapılacak santralin 5 katı büyüklüğünde Çatalağzı’na yapılacak santral var. Buraya yapılacak olan santral her biri 650 megavat gücünde 2 üniteden oluşan toplam da 1300 megavat güce sahip olacak bir santral. Ülke menfaatleri göz önünde bulundurulduğunda bu santralin buraya yapılması kesinleşirse ve bizim de buna karşı koyacak gücümüz kalmadığı takdirde bizim 3 şeyi iyi değerlendirmemiz lazım. Sadece Amasra’dan çıkacak kömürün kullanılması 1 gram ithal kömürün kullanılmaması lazım. Bunun sözleşmelere büyük ve koyu harflerle yazılması lazım. Eğer yatırımcı sözleşme şartlarına uymazsa Bartın halkı firmanın kapısına dayanır. O zaman toplumsal karşı koyma hakkı sana geçer. İkincisi sadece burada bölge insanın çalıştırılması lazım. Çin’den Polonya’dan ya da Türkiye’nin Şırnak’ından Manisa’sından insan getirilip çalıştırılmaması lazım. Bölgemiz Türkiye’deki en yüksek işsizlik oranlarına sahip olan bir bölge. Üçüncüsü de santralde dünya teknolojisinin kabul ettiği en üst düzey teknoloji kullanılacak ve tedbirleri alınacak. Santralin Almanya’dan getirileceği iddialarına gelince benim bildiğim Almanya’da bu büyüklükte bir santral yol. Buraya yapılacak santral Çin’de yapılacak. Almanya’da kendi nüfusuna göre yapılan santraller var. Kendim gittim, gördüm. 90 bin nüfuslu Lünen şehrinde bile 150 megavat gücünde santral var. Tekrar ediyorum Hüseyin Manav olarak ben halen daha bu santralin Tarlaağzı yerine başka bir yere kurulması gerektiğine inanan birisiyim. Ancak bu olmazsa diğer söylediklerimin gündeme getirilmesine inanıyorum. Santrali yüzde 100 tedbirlerle de yapsa bunu yabancı bir ülkenin kömürüyle çalıştıracaksa bunu gitsin o ülkeye kursun, benim ülkeme kurmasın. Burada önemli olan yerli kömürün değerlendirilmesi.” Dedi.

 

Belediyeye çöplük demedim

 

Manav Belediye Meclisi’nde yaşanan tartışmalarla ilgili olarak ise şunları söyledi:  “Belediye Meclisinde yaşanan tartışma bana göre çok basit bir tartışma değil. Orada arkadaşlarımız yine çok ferasetli davranmışlar. Bu konuyla ilgili şunu belirtmek isterim ki ben açıklamalarımda Belediyeye çöplük demedim. Bir kere Belediyeye çöplük demek bizim haddimize değil. Lafın tamamına bakılacak olursa ‘5393 Sayılı yasada da belirtildiği üzere o idarenin yani o meclisin başı belediye başkanıdır. Amiyane tabirle o çöplüğün başı Cemal Akın’dır dedim. Bu söz idare anlamında kullanılanmış bir sözdür.” Dedi.

 

Şahsi veya siyasi tartışmam olmamıştır

 

İl Başkanı Manav, Bartın’da ki siyasi partiler arası bağların zayıflığının da ele alındığı bir soruya ise, “Bartın’da tüm siyasi parti temsilcileriyle hiçbir sorunumuz yok. Ben hiçbir zaman kavganın tarafı olmadım. CHP İl Başkanı Sayın Mehmet Arslan, MHP İl Başkanı Sayın Ercüment Özçelik ve Saadet Partisi İl Başkanı Sayın Ünal Yurtbay ile diğer siyasi partilerin temsilcileriyle şahsi veya siyasi tartışmam olmamıştır. Her zaman her ortamda da birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeyi severim. Tabi herkes kendi siyasetini yapıyor. Böyle olunca da bir araya gelmek zor oluyor. Aslında siyasi partilerden ziyade belediyelerle bir araya gelip yapmamız çok anlamlı olacak. Valiliği, belediyesi, il genel meclisi, vekilleri ve kurumlar yapmak gerekiyor. Belediyeler Birliği’nin kurulmasının amacı budur. En basit örnek TOKİ Köprüsüdür. Yıllardır bu şekilde kalmasının nedeni diyalog kopukluğudur.” Dedi.

 

Etiketler: hüseyin manav, ak parti, termik santral, başkanlık sistemi,
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.

Facebook'da Bizi Takip Edin

0.08715
0.087552018-12-18 22:11:17