Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
YÖNETİCİ KÖRLÜĞÜNE KARŞI İDARECİLERİ UYARIYORUZ

...

Okunma: 1817

25.04.2018 21:15

sağlıksen, sağlık sen, bartın sağlık, sağlık bartın, sendika, semih durmuş, naci durmuş, basın, açıklama, bartın haber, bartın haberleri, hastane haberleri

Sağlık-Sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş Bartın’da basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, “Yönetici körlüğüne karşı idarecileri uyarıyoruz” dedi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Durmuş’un Bartın programı kapsamında  Vali Nusret Dirim ve İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Koç’la görüşmelerde bulunacağı, bu görüşmelerde sağlık çalışanlarının hastane yönetimiyle yaşadıkları sıkıntıları paylaşacağı öğrenildi.

 

Sağlık-Sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş bir dizi ziyaret ve görüşmelerde bulunmak üzere ilimize geldi. Bartın Sağlık Sen Şube Başkanı Naci Durmuş ve Sendika temsilcileri tarafından karşılanan Durmuş ilk olarak basın mensuplarıyla yemekte buluştu.

 

Genel Başkanvekili Durmuş yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının sıkıntılarından söz ederken Bartın’da sağlık çalışanları ve sendika temsilcilerinin hastane yönetimiyle yaşadıkları sıkıntılara yönelik gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

 

Durmuş’un söz konusu sıkıntılar hakkında Vali Nusret Dirim ve İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Koç’la da görüşmelerde bulunacağı öğrenildi.

 

İdarecileri uyarıyoruz

 

Sendika olarak ülke bazında değerlendirmeler yaparken özellikle istikrara vurgu yaptıklarını dile getirerek açıklamalarına başlayan Genel Başkan Vekili Durmuş, “Ülkenin ve milletin zor zamanlarında darbelere dur derken, başörtüsüne özgürlük derken sendika olarak elimizi taşın altına koymamız gerektiğinde Necip Fazıl'ın deyimi ile sağımıza ve solumuza bakmadan “biz varız” dedik. Genelde ki tavrımız böyle olduğu gibi yereldeki tavrımız da böyle olmaktadır. İdarecilerin bazı kararları çalışanlarda memnuniyetsizliğe sebep olmaktadır. Böyle durumlarda yönetici körlüğüne karşı idarecileri uyarıyoruz. Çağdaş yönetim tekniklerinde ben ne dersem o olur anlayışı geçerliliğini yitirmiştir.” dedi.

 

Vatandaş faturayı siyasete kesmektedir

 

Bartın Şube Başkanı Naci Durmuş’un hastane yönetimine yönelik yaptığı açıklamaları yakından takip ettiklerini de vurgulayan Başkan Vekili Durmuş, “Bu ve bundan önceki tüm faaliyetlerde aynı duyarlılıkla hareket edilmiştir. Şubemizin değişik zamanlarda organize ettiği birçok programa katıldım. Bunun canlı şahidiyim.  Başarısız olan idareciler görevden alındıklarında kimseye hesap vermek durumunda değiller. Ancak üyeler istifa ederek faturayı sendikaya kesmektedirler. Sağlık hizmeti alan vatandaş ise oy vermeyerek faturayı siyasete kesmektedir. Yapılan açıklamalar bu hassasiyete dikkat çekmek içindir. Tüm taraflar bu gerçeği çok iyi bilmektedir. Ama, Minberde Hz. Ali gibi konuşup aşağıda Cin Ali gibi davrananlar sürece zarar vermektedirler.” diye konuştu.

 

Biz sendika olarak istikrar diyoruz

 

Durmuş konuşmasının devamında, “Darbeciler Cumhurbaşkanı ve Başbakanı derdest etmek için peşlerine düşüyorken Ana Muhalefet Partisinin lideri tankların arasından geçip gidebiliyor. Aynı lider kendi partisinden 15 milletvekili istifa ettirip İYİ Parti’ye gönderebiliyor. Cumhurbaşkanlığı sistemi istikrar adına atılmış büyük bir adımdır. Hangi parti iktidarda olursa olsun, istikrar ülkeyi büyütmüştür. Bu gerçeği muhalefet partileri çok iyi bilmektedir. Çünkü 7 Haziran’da sürecin aktörü konumundaydılar. Ancak ana ve yavru muhalefet Cumhurbaşkanlığı sistemini desteklemiyor. Çünkü akıl hocaları Türkiye’de istikrar istemiyor. Biz sendika olarak istikrar diyoruz. İstikrar olsun istiyoruz. İstikrar yoksa kriz var demektir. Kriz olduğunda ise ilk fatura çalışanlara kesilmektedir. Çalışanlar adına elde edilen kazanımların bir bir elinden alınması demektir. Biz sendika olarak böyle durumlarda seyirci kalmadık, bundan sonrada seyirci kalmayacağız.” dedi.

 

Hiçbir şahsi meselemiz olamaz

 

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Genel Başkan Yardımcısı Durmuş, Bartın Devlet Hastanesi idarecileri ve çalışanları arasında yaşanan sorunlarla ilgili olarak “Yöneticiler almış oldukları kararların doğruluğuna inanırlar ve o noktada çok direnç gösterirler biz Türkiye’de henüz şunu gerçekleştirebilmiş değiliz. Bizim anlayışımız yöneticilik anlayışı yani ‘Ben ne dersem o olur ben ne diyorsam doğrudur sizin herhangi bir görüş beyan etmenize ihtiyaç yok. Siz denileni yapacaksınız. Emir erisiniz.’ mantığıyla bakılır. Ama çağdaş yönetim sistemlerine baktığımızda yönetişim esas alınır. Yani o kurumun paydaşlarıyla çalışanlarıyla sizin kendi hedefleriniz doğrultusunda çalışanları motive ederek başarıyı elde etmenizdir. Bu başarıyı aynı zamanda kalıcı yapar. Ama maalesef Türkiye’deki bizim yöneticilerimiz bu olguyu daha anlayabilmiş değil. STK’larla ilişkileri daha makul mantıklı bir düzeyde kurabilmiş değiller. Eleştirdiğinizde bunu şahsi bir mesele olarak algılarlar. Bizim kimseyle hiçbir şahsi meselemiz olamaz. Kimsenin adamı değiliz kimsenin düşmanı da değiliz. İnandığımız doğrular var çalışanların tarafıyız. Çalışanlara bir haksızlık uygulandığında bununla ilgili her türlü mücadeleyi vermek bizim varlık sebebimizdir. Bunu yapıyorsak varlığımızın bir anlamı vardır.” diye konuştu.

 

Çok örtülü bir şekilde yapıyorlar

 

İdarenin sağlık çalışanlarına karşı mobbing uygulayıp uygulamadığına dair sendika merkezine bildirim var mı sorusuna da yanıt veren Durmuş, “Mobbing zaten Türkiye’nin temel bir sorunu ve tam anlanmış, anlamlandırılmış değil. Çünkü mobbing üstü örtülüdür. Size mobbing olarak gelen bir şey ifadeye döküldüğünde bazen öyle algılanmayabiliyor. Çünkü idareciler bunu çok örtülü bir şekilde yapıyorlar ve dolayısıyla insanların bunu ispatlayabilmesi, karşı tarafa iftira niteliğinde değil de ortada mobbing olduğunu kanıtlayabilmesi o kadar kolay olmuyor. Sizin mobbing olarak tanımladığınızı idareci başka bir tanımlamayla ‘hayır bu mobbing değil. Bu kişi çalışmak istemiyor, işten kaçıyor.’ diyebiliyor. Türkiye bu noktadaki kültürel gelişimini ne yazık ki daha tamamlayabilmiş değil. Avrupa’yla kendimizi kıyasladığımızda oradaki insanların hak arama mücadelesiyle bizim hak arama mücadelemiz tam olarak örtüşmüyor. Onun için biraz zamana ihtiyacı var. Çünkü Türkiye’de memur sendikacılığı 2001 yılında başlamış, maalesef Türkiye’nin yönetici kadrosu bunu çok da algılayabilmiş değil. Çünkü ülkemizde yönetici sirkülasyonu üst düzeyde. Türkiye’de çok fazla idarecinin değiştiği bir ortamda sendika olarak oldukça zorlanıyoruz. Çünkü her gelen insanın ayrı bir tarzı oluyor ve gerçekleri ona anlatabilmek, o ili tanıyabilmesi zor oluyor.” yanıtını verdi.

 

Hekimlerimiz günde 100-150 poliklinik yapıyor

 

Bartın’a yapılacak olan hekim atamalarının ihtiyacı karşılamayacağını da belirten Durmuş,  “Türkiye’nin bütün branşlarda hekim ve sağlık çalışanına ihtiyacı var. Atanmış olması da ihtiyaçları karşılamıyor. 2023 hedeflerinde Türkiye’de 400 bin ebe ve hemşire olması gerekiyorken şuanda biz 150 bin ebe ve hemşireyle çalışıyoruz. Yani ihtiyaç çok fazla ve atanmış olması da ihtiyaçları da tam anlamıyla karşılıyor değil. Bir hekim arkadaşımız günde 100-150 poliklinik yapıyor. Yani 150 poliklinik yapılan bir yerde sağlıklı bir sağlık hizmetinden bahsetmek mümkün değildir ama maalesef elimizdeki imkanlar da bu ve bu imkanları da en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor. Bartın’ın yaşamış olduğu sorun Türkiye’de hemen hemen her ilde var ama önemli olan idarecilerin bu süreci mantıklı ve makul bir şekilde yürütmesidir.” dedi.

 

Etiketler: sağlıksen, sağlık sen, bartın sağlık, sağlık bartın, sendika, semih durmuş, naci durmuş, basın, açıklama, bartın haber, bartın haberleri, hastane haberleri
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.

Facebook'da Bizi Takip Edin

0.13981
0.140142018-09-24 12:14:14